Gezi Yazısı Metni ''SAFRANBOLU''

       

            SAFRANBOLU

 Sıcak bir temmuz güne Karabük’ün ormanlarıyla meşhur, doğa harikası Yenice ilçesinden Safranbolu’ya doğru yola çıktık. Dağların arasında bir yılan gibi kıvrılan yollardan, sayısız tünellerden geçtik. Karabük Demir Çelik Fabrikasına uzaktan bir selam verip doğruca Safranbolu ilçe merkezine vardık. Safranbolu’yu bilmeyen, buraya yeni gelen ziyaretçilerin çoğu ilkin şaşırırlar. Hani burası mı tarihi evleriyle meşhur Safranbolu derler. Çünkü gördükleri yer Yeni Çarşı’dır. Yöre halkının ifadesiyle Kıranköy. Asıl Safranbolu Eski Çarşı’dadır. Ama biz şimdi Eski Çarşı’ya inmiyoruz. Çünkü hava çok sıcak. Bu yüzden rotamızı Bulak köyünde bulunan Mencilis Mağarası’na çevirdik. Oldukça yorucu bir tırmanışla mağaranın kapısından içeri girdik. Aman Allahım! O da ne! Dışarıda bunaltıcı bir hava var. Çöl sıcağı gibi. Mağaranın içi de Sibirya soğuğu gibi. Bu kadar kuvvetli bir tezadın yan yana bulunuşuna olan şaşkınlığımızı atıp mağarayı gezmeye başlıyoruz. Bu arada sizlere ufak bir tavsiyede bulunayım. Bizim gibi sıcak bir yaz günü yolunuz buralara düşer de Mencilis Mağarası’na gelirseniz gezmeye başlamadan önce içerideki soğuk havaya önce kendinizi alıştırın derim.

Mencilis Mağarası uzunluğu yaklaşık 6 km’dir. Ancak mağaranın sadece 400 metresi ziyarete açıktır. Mağara içerisindeki sarkıtlar ilkin size biraz ürpertici gelebilir. Fakat gözleriniz alışınca kendinizi etrafınızda devlerin, değişik değişik yaratıkların olduğu bir masal ortamında bulunuyormuş gibi hissediyorsunuz. Mağarada iyice serinleyip hatta yavaştan üşümeye başlayınca ziyaretimizi bitirip rotamızı Eski Çarşı’ya yönlendirdik. İlk durağımız Yemeniciler Arastası. Burası Yemeni denilen ayakkabıların yapıldığı, sıra sıra dükkanların olduğu, üstü asma yapraklarıyla kapalı, serin, insana huzur veren bir yerdi. Arasta kelimesi de aynı ürünü satan dükkanların bulunduğu yere verilen bir addır. Eskiden bu sıra sıra olan dükkanlarda hep yemeni satarlarmış. Şimdi ise el yapımı hediyelik eşyalar, baharatlar. üzerinde türlü türlü resimlerin,  figürlerin bulunduğu keten kumaşlar, örtüler ve de Safranbolu’nun kendisi kadar meşhur lokumu satılıyor. Lokum demişken şunu mutlaka söylemeliyim. Bu tarihi mekanı baştan sona gezerseniz ve lokumu da seviyorsanız en az yarım kilo ikramlık lokum yersiniz. Çünkü her dükkanın önünde safranlı kolonya ve safranlı lokum ikramı yapılıyor. Biz Yemeniciler Çarşısı’nda gezmeye devam edelim. Asma yapraklarının altında közde pişirilen kahvemizi içiyoruz. 


Yorgunluk kahvemizi içtik, bol bol lokum yedik Biraz da tarihi evleri gezelim. Hemen yanı başımızda bulunan Kaymakamlar Konağı’na geçmeden evvel Safranbolu evleri hakkında sizleri biraz bilgilendireyim. Safranbolu evleri 17. ve 18. yüzyılda inşa edilmiş, günümüze kadar aslını korumuş ve bu nedenle 1994 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine alınmış ülkemizin kültür turizminde önemli mekanlarındandır. Burada evler inşa edilirken komşu evin konumuna, manzarasına çok dikkat edilirmiş. İnsanlar  asla bir başkasının zararına olabilecek davranışlarda bulunmazlarmış. Bu evlerin en ünlülerinden birisi de Kaymakamlar Konağıdır.  Bu konak geleneksel Safranbolu evlerini tanıtmak için özenle hazırlanmış müze görünümlü bir konak. Safranbolu’ya yolu düşenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden birisi de bu konaktır. Kaymakamlar Konağı’nı ayrıntılı bir şekilde gezdikten sonra zamanın adeta durgunlaştığı dar sokaklardan birine girdik. Yine lokum ikramı. Ayaküstü gideceğimiz yer için konuşuyoruz. Hıdırlık Tepesi’ne mi çıksak, Saat Kulesi’ni mi gitsek. Cinci Han’a mı uğrasak, Demirciler Çarşısı’nda mı yoksa Köprülü Mehmet Paşa Camisini ve avlusunda bulunan güneş saatini mi görsek. Daha bir karara varmamışken babam dedi ki: Hadi şurada Safranbolu ev baklavası yiyelim. Yanında da safranlı dondurma olsun mu? Olsun. İşte en güzel karar… Tarihî mekanlar bekleyebilir, baklavalı dondurma asla beklemez deyip gezimizin tadını doyasıya çıkarıyoruz.                                              

                                                                                                                 






                   

                    






                                                                   Zeynep Nur Çakıroğlu 9-D 859

Comments

Popular posts from this blog

Ömer Seyfettin Diyet Hikayesi İncelenmesi

YUNUS EMRE TİYATRO